• Ahmet Evran

Duyarlılık Üzerine veya İklim Değişikliğiyle Baş Etmek


Arabayla gezintiye çıkmayı seviyorum. Buna eşlik eden bir suçluluk da var. Doğaya verdiğim zarar ve kendimi rahatlatmak arasında bölünüp kalıyorum. Bunu başkalarından da sık sık duymaya başladım. Dünyaya verdiğimiz zarara birçok insan en ufak hassasiyeti bile göstermezken bazılarımızın herkesin yükünü taşımaya çalıştığını gözlemliyorum. Bazen bu yükün altında eziliyor ve haksız yere başkalarına olumsuz tepkiler verebiliyoruz. Hissettiğimiz şey dünyanın geleceğine dair etik bir sorumluluk iken kendimizi suçlu hissettiğimiz bir konumda buluyoruz. Gündelik hayatımızı incelediğimizde araba kullanmaktan tek kullanımlık poşete harcadığınız su miktarından temizlik için başvurduğumuz kimyasallara kadar suçlu hissedebileceğimiz çok konu var. Bu suçluluk tedavi edilmesi gereken ve hastalıklı bir suçluluk olarak alınmalı mı? Tanı koyma kılavuzları bundan seneler sonrasında gösterdiğimiz duyarlılığa -bu duyarlık her ne olursa olsun- bir hastalıkmış gibi davranacak mı? Tanımlayıcı isimli bir "aşırı duyarlılık sendromuyla" karşılaşabilir miyiz?


Geçenlerde karşıma çıkan bir haberde Avusturalya'da bir gelinin düğününe ailesi de dahil olmak üzere vegan olmayan yakınlarını, bu kişilerin katil oldukları gerekçesiyle davet etmek istemediğini okudum. Peki, burada hayvana yapılan eziyete verilen bir tepkiden daha fazlası yok mu? Burada atfımızı "vegan yaşam biçimine" yaptığımızda bu kişileri aşırı duyarlılıktan muzdarip kimseler olarak algılıyor oluruz. Bu yaşam biçimi vurgusu -en azından bu konu için- bu kadının kendini tanımlamak için üzerinde taşıdığı bir destektir. Bunu paylaşmayanlar içinse aşırı bir davranış olarak algılanabilir.


Belki de abartılı algılıyor ve durumu felaketleştiriyorum. Çünkü diğer yandan bazılarımızın hissettiği bu baskı olmadan hayatımız çok daha zevkli olurdu. Sonuçlarını düşünmeden ve sorumluluğunu almadan yaşamak büyük bir rahatlık hissi sağlardı. Belki de dünyanın sorunlarına çözüm bulmak için bize stressiz bir yaşam sağlanmış olurdu. Diğer yandan bu duyarsızlık hali de hastalıklı sayılamaz mı? içinde bulunduğumuz duruma aldırış etmeden yaşamak da aşırı duyarlı davranmak gibi bir "fazlalık" içeriyor. Bazı durumlar için ileri gidip buna vicdansızlık da denilebilir.


İşin iç yüzünü bilmemekle beraber ilk durumda gelinin ailesine karşı hissettiği öfke veya kırgınlık vegan olma duyarlılığı altında bir çıkış yolu sağlıyor olabilir. Yani, düğüne davet etmeme isteği aile ve yakınlara üstü kapalı bir mesaj iletme amacı taşıyor olabilir. İkinci durumda ise dünyanın içinde bulunduğu gerçekliği uygun bir şekilde algılamak yerine bu durumu inkar eden bir baş etme mekanizması gözlemliyorum. İçinde bulundukları gerçeklik veya içsel yaşamlarında zorlanmaları sebebiyle iklim değişikliğini yok sayıyor olabilirler. Her iki durumda da kendi içsel yaşantılarımızla dış gerçekliğin birbirine fazlaca karışması sorunu var. İçsel yaşantılarımızı ayırarak içinde bulunduğumuz duruma tepki vermek psikolojik olgunluk gerektirir diye düşünüyorum. En azından kendimizin daha çok farkında olabilir ve bunu elde etmek için çabalayabiliriz.